Dövüş Kulübü

Ama dürüst olalım, o yılın asıl bombası David Fincher’ın çektiği Dövüş Kulübü (Fight Club) oldu. Chuck Palahniuk’un kitabından uyarlanan bu film, vizyona girdiğinde öyle herkes “Vay be ne güzel!” demedi. Hatta eleştirmenler birbirine girdi, sinemada pek para da kazanamadı. Ama ne zaman ki DVD’leri çıktı, işte o zaman yer yerinden oynadı ve film bir efsaneye dönüştü.

Peki neden bu kadar sevildi? Çünkü Fincher’ın titiz yönetmenliğiyle Palahniuk’un o sert ve aykırı fikirleri tam oturdu. Modern insanın iş-ev-alışveriş üçgeninde nasıl delirdiğini, erkeklik kavramının nasıl bir krize girdiğini ve tüketim çılgınlığının içimizi nasıl boşalttığını harika bir kara mizahla anlattı. Bugün bile hala izleyip üzerine konuşuyorsak, Tyler Durden’ın o gün attığı yumrukların etkisi hala geçmemiş demektir.

Başa dön tuşu