İçeriğe geç
Gallery home

Masumiyet

Zeki Demirkubuz‘un 1997 yapımı Masumiyet filmi, 90’larda Türk sinemasının yeniden ayağa kalkmasını ve bağımsız sinema dediğimiz o özgür ruhun yerleşmesini sağlayan kesinlikle en temel taşlardan biridir. Demirkubuz bu yapımında, kaderi, birine saplantılı derecede bağlanmayı ve suç kavramını öyle yalın, öyle sert işliyor ki izlerken modern bir kara film izlediğinizi sonuna kadar hissediyorsunuz.

Hikaye, İzmir Basmane’deki döküntü otel odalarında yolları kesişen üç kişinin etrafında dönüyor. Bir yanda bir hayat kadınına körkütük, hatta saplantı derecesinde aşık olan Bekir, o aşkın peşinde oradan oraya savrulan Uğur ve hapisten yeni çıkıp hayata tutunmaya çalışan Yusuf. Özellikle Haluk Bilginer’in o meşhur tiradı var ya… O sahne sadece bizim sinemamızın değil, oyunculuk sanatının zirve noktalarından biri ve tam anlamıyla bir ikon. Demirkubuz burada karakterlerin neden böyle davrandığına dair mantıklı açıklamalar aramak yerine, hayatın o doğal, bazen de çok acımasız akışını ve insanların bu kader dediğimiz şeye karşı koyamamasını anlatıyor.

Masumiyet, festivallerden bir sürü ödülle döndü ve Demirkubuz’u sinemamızın en dev isimlerinden biri yaptı. Ama asıl olay şu ki, bu film sadece ödül almış bir başarı hikayesi değil, kendinden sonra gelen birçok genç yönetmene bakın, böyle de film çekilir dedirten müthiş bir ilham kaynağı oldu.