Yedinci Sanat Hakkında

Başlığa aldanmayın aslında bizim kim olduğumuz önemli değil, zira bizler burada 7.sanatı elimizden geldiğince aydınlatmaya ve sizlere sunmaya çalışıyoruz. Sanat dedik vesselam sanatla başlayalım;

Sanat insanlık tarihinin her döneminde var olan bir olgudur. İnsanlığın geçirdiği evrimler yaşama biçimlerini yaşama bakışlarını sanat biçimlerini ve sanata bakışlarını değiştirmiş her dönemde ve her toplumda sanat farklı görünümlerde ortaya çıkmıştır.

Bugün sanatın “duygusal ve düşünsel etkileme gücü”ne sahip oluşu daha belirleyicidir. Bu anlayışa en uygun tanımı yapan Thomas Munro’ya göre; “sanat doyurucu estetik yaşantılar oluşturmak amacıyla dürtüler yaratma becerisidir”. Sanat güzel ile uğraşır. Güzel göreceli bir kavramdır. Kendi içinde tutarlı bir bütünlüğü taşıyan şey çirkin acı verici iğrendirici bile olsa estetik açıdan güzeldir.
“Sanat nesnel ve öznel yaklaşımlara göre farklı açıklanır. Nesnel yaklaşımda sanat toplumsal etkilerle öznel yaklaşımda ise salt bir bireysellikle yaratılır”.

Kant’a göre; sanatın kendi dışında hiçbir amacı yoktur. Onun tek amacı kendisidir. Güzel sanatı ancak deha yaratabilir.

Hegel’e göre; sanattaki güzellik doğadaki güzellikten üstündür. Sanat insan aklının ürünüdür. Kendisine doğanın taklidinden başka amaç bulmalıdır.

Tolstoy, “İnsanın bir zamanlar yaşamış olduğu duyguyu kendinde canlandırdıktan sonra aynı duyguyu başkalarının da hissedebilmesi için hareket ses çizgi renk veya kelimelerle belirlenen biçimlerle ifade etme ihtiyacından sanat ortaya çıkmıştı” demektedir. İnsan nasıl duymaya düşünmeye başladığı andan itibaren kelimenin gerçek anlamıyla hayata girmiş olursa insanlık da duygularını ve düşüncelerini sesler çizgiler ve renklerle canlı ve cansız simgeler halinde şekillendirmeye başladığı andan itibaren gerçekten tarih sahnesine çıkmış olur. Sanat; din ve felsefe gibi insanı günlük hayatın dar kalıplarından kurtaran bir teneffüs anı gibidir.

Biz zavallı mahlukların (insanların) zaruri ihtiyaçları vardır; beslenme, barınma, uyuma… bunları yapamazsak mutlaka eksikliğini birinci derecede hissederiz… Ancak insanların fiziksel zaruri ihtiyaçları dışında manevi ihtiyaçları da vardır ki bu manevi ihtiyaç sanatın kendisini doğurmuştur.

İnsanoğlu Freud’a göre Tanrı’dan bulaşan hisler, duygular ve sinirlerle donatılmıştır. Yaşamın gidişatına, bakış açılarına, tecrübelere ve doğanın kendisinin getirdiği etkilerle insanlar duygu birikimine sahip olurlar basite indirgersek aşık olan biri şiir yazar, müzik besteler, mutlu bir insan ise bu mutluluğunu renklere dökmek ister belkide… İçinde sıkışıp kalan duygular artık ona öyle ruhani basınç uygulamıştır ki onu dışarı salmak ve rahatlamak ister…  İşte insan bunu sanat aracılığı ile yapar. Sanat çeşitli şekillerde icra edilir. Sinema ise bu icraatın bir parçasıdır ve 7. sanat olarak geçmektedir. Eğer sizler sanatın gerçekten ne olduğunu ve olabileceğini gerçekten idrak edebiliyorsanız ne mutlu sizlere…

Sinema sanattır dedik… Günümüzde Sinema sanatsal bir öğe olarak görülmeyip, ticari meta anlamında gölgeler arkasına düşse de sinema gerçek manasını asla kaybetmemektedir. Sizler filmleri eğlenmek, zaman geçirmek ve kafa dağıtmak maksatıyla izlerken aslında gerçekte yatan sebepleride unutmayınız. Sinema onu icraat edenin duygularını, hislerini ve kainata bakış açısını her karesiyle içerir… gerçek manada sinemayı sizlere daha iyi yansıtmak için gölgeler arasından sıyrılmak istedik ve biz burada Box Office gibi hangi film kaç para yapmış ve ne kadara mal olmuştan ziyade o film neden yapılmış konusuyla ilgileniyoruz. Biz sinemayı bir ticari meta olarak görmemekte sizlere sanatını sunmaya çalışmaktayız.

Saniyede 24 kare neler anlatıyor bakalım.

Yedinci Sanat, bir asırdan fazla zamandır insanlığın hizmetinde olan sinema, anlamak için mühim bir araç olarak yakınımızda duruyor. Yakınımızda çünkü, bir filme ulaşmak insanın insana ulaşmasından daha kolay hal aldı.

Diğer altı sanat dalını (edebiyat, şiir, heykel, müzik, tiyatro, mimari) bütüncül bir şekilde kucaklayarak bünyesine alan sinema, bu birikimi kendine has üslubu ile yoğurarak insanlığın hizmetine sunması hasebiyle ayrı bir yerde durur.

Diğer sanatların tamamını kapsıyor olması tek başına bir sanat dalı özelliğine halel getirmiyor, elbet. İnsandan yola çıkarak çeşitli estetik formlarla toplumu dolaşan ve yeniden insana varan sanatın, teknolojiyi de kapsayarak en parlak halini alan sinema, bir dinleme aygıtı işlevi görür.

İnsanı, insana anlatır…
Alemi insana anlatır…