Prisoners

Maccachusetts eyaletinin Brockton bölgesinde, Şükran Günü’nü kutlamak için bir araya gelen Dovers ve Birches aileleri her şeyin yolunda gittiği bu yemek esnasında korkunç bir haberle altüst olurlar. Gecenin ilerleyen saatlerinde ailelerin iki küçük kızlarının kaybolması sonrasında panik dolu anlar yaşanır. Saatler ilerler, ancak kızlar halen daha ortada yoktur ve durum kaçırılmış oldukları gerçeğini kuvvetlendirir. Polise başvursalar da hızlı ve nitelikli bir sonuç alamazlar. Keller Dover ise bir hayli panik içerisindedir ve polisin çabalarını yetersiz bulup adaleti kendi elleriyle aramaya karar verir. Genç ve başarılı dedektif Loki’den de yardım isteyen genç adam, kendini suçlu ve masumun birbirine karıştığı oldukça şaibeli bir davanın içerisinde bulur.
2010 yılında çektiği İçimdeki Yangın (Incendies) adlı filmle tanıdığımız Denis Villeneuve’ün yönetmenliğini yaptığı filmin senaryosu, sinemaya Contraband filmiyle sinemaya giriş yapan Aaron Guzikowski’nin imzasını taşıyor. Filmin başrollerinde ise son dönemin başarılı oyuncularından Hugh Jackman ve Jake Gyllenhaal’ı izliyoruz.

Jake Gyllenhaal’ı daha önceki rollerinden farklı bir rolde başarılı şekilde görürken Hugh Jackman ise performansının doruğuna ulaşıyor.  Sıradan bir hikayeye sahip gözüken film 2 saat 55 dakika gibi süresine nazaran sıkmadan izleyiciyi atmosferine sokmayı başarıyor. Son zamanlardaki monoton senaryolu filmlerin arasından sivrilen film aç kaldığımız seyir ve tiyatratik sinema doyumuna ulaştırmakta oldukça başarılı. Şüphesiz bundaki temel sebep oyunculukların üst düzeyde olması ve senaryodaki karakterlerin yönetmenin çabasıyla Hugh Jackman ve Jake Gyllenhaal’da başarıyla ruh bulması. Her dakika gerilimi bünyemizde hissettiğimiz filmin başarılı sinematografisi bu unsurların arasında arka planda kalıyor bile.  Klasik baba duygusu üzerinde hareket eden film aile kavramı üzerinde durmakta bu tarz duyguların ön plana alındığı hikayelerde önemli olan elbette ki aktör ve aktristlerin inandırıcılığı ve sizleri ekran başında yakanızdan tutup aynı hikayeye sokuvermesi.. eğer böyle bir film yapıyorsanız oynanan rolün inandırıcılığı ve aynı duyguları tıpkı yakın bir arkadaşınız hissediyormuş gibi hissetirmesi filme başarıyı getiriyor. Casting başarısı takibinde yetenekli oyuncuların inandırıcılığı ile gelirken nadir müzik kullanımını tercih eden yönetmen az müzikle filmin atmosferini kırbaçlamayı başarmış.  Gotik ve melankolik müziklerle tanıdığımız Johan Johansson’un filme biçtiği müzikler yapbozun eksik parçasını tamamiyle tamamlıyor.

Facebook Yorumları

İlgilinizi Çekebilir

Hacksaw Ridge; Biz ne yapmışız ki?

  Geçtiğimiz günlerde izleyebildim filmi. Sinemada izlenmesi gereken filmler vardır ya o da onlardan biri. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.