Perfect Sense

Ewan Mcgregor ve onun ilgi çekici ,sıcakkanlı kişiliğinin Eva Green’in donuk, soğuk tavırları sayesinde daha gün yüzüne çıktığını görebildiğimiz bir drama-bilim kurgu filmi Perfect Sense. Filmin kendisi de en az Eva Green kadar  donuk ve ürkütücü aslında kolaylıkla bağdaştırıla bilirler sanıyorum.

Perfect Sense’in ilk cümlelerinin işlevinden bahsedecek olursak eğer, bu cümleler aslında hemen hemen hepimizin dünyaya karşı sahip olduğu sığ farkındalığı artırıyor; There was darkness. There is light. There are men and women. There is food. There are restaurants.Disease. There is work. Traffic. The days as we know them, the world as we imagine the world. Farklı kıtalarda hepimiz aslında ne kadar aynıyız, ne kadar çok aza indirgeyebilirsek fazlalıklarımızı o kadar ortağız.

İçeriğe gelirsek; Türkçe çevirisi olan “Yeryüzündeki Son Aşk” yanıltmasın. Aşk sadece her filmde olduğu kadar var. Burada daha çok fantastik bir şekilde oluşan kaosun kademe kademe işleyişi var. İlk olarak bu kaosun merkezinde de ‘duyularımız’ yer alıyor.Sonucu ise varlıklarına bir an bile minnet duyulmayan zavallı ‘duyularımızın’ sırayla kayboluşu. Tat, koku alamamak son olarak hissedememek…

Bu kaosu izlemenin en verimli kısmı eğer böyle bir şey gerçek olsaydı diyerek bu zamana kadar böylesine derin düşünmediğim duyularıma sıkıca sarılmak oldu diyorum ben.Hala hissedebiliyorken, hissetmemiz gereken duyguları hatta belki daha fazlasını yaşamak gerek diyorum. Ve son olarak diyorum ki; zamanın verebileceği her şeyi çekip almak, varoluşunun keyfini sonuna kadar çıkarmak gerek.

Facebook Yorumları

Hakkında Gulmolla

İlgilinizi Çekebilir

Hacksaw Ridge; Biz ne yapmışız ki?

  Geçtiğimiz günlerde izleyebildim filmi. Sinemada izlenmesi gereken filmler vardır ya o da onlardan biri. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*