Nymphomaniac Sentezi

Lars Von Trier kuşkusuz Avrupa sinemasının en farklı kişiliklerinden. Ne yaptı diye değil neler yapmadı diye sormak bu adam için en doğrusu olur. Antichrist’ten bu yana ve daha öncesindede ilgi çeken ve anlaşılmayan bulanık ve bir o kadarda baş kaldıran filmlere imza attı. Auteur dediğimiz şahısların önde gelenlerinden öyle ki dogma 95 manifestosunun yaratıcılarından ve daha sonra ise kendi manifestosunu yaratan bir adam. Şu ana kadar yaptığı filmler asla tekdüze değil aksine tamamiyle kendini tatmin etme amacıyla kendi manifestosunu tatmin eden çok yüklü şahsi filmler.

Sinemanın sanatsal formunu zirveye taşıyan yönetmenlerden biri Lars Von Trier. Yazımda inceleyeceğim Nymphomaniac ise manifestosunun ve baş kaldırışının doruk noktalarından sadece biri. Öyle ki film yayınlanmadan olay oldu ve bir çok ülkede yasaklar listesine girmişti bile. Ancak yasaklanan filmler her zaman ilgi odağı olur. Nymphomaniac’da vizyona çıkar çıkmaz meraklı gözlerin odağı oldu.

Lars’ın filmlerini anlamak o kadar da kolay değil… aklından geçenleri ilginç bir harmoni ile bizlere sunuyor. Doğanın sahip olduğu ahenki filmdeki karakterleriyle çok iyi yürütüyor ve Nymphomaniac’ta bunu da başarıyla gösteriyor. Tavsiyem yazıyı filmi izledikten sonra okumanız… gelin birlikte Nymhomaniac Bölüm 1’e bir göz atalım.

Lars daha öncede olduğu gibi filmi parçalara ayırmış ve bölümlemiş zira filmi bir roman gibi bir sahnede gözden kaçırdığınız herhangi birşey sizin filmdeki gidişatınızı kötü etkileyebilir zira bir kitabın anlaşılması gibi geri dönmek Lars’ın filmlerinde çok olası.
1. Bölüm Compleat Angler

Vücudu tahriş olmuş Joe sokak ortasında yere yığılmıştır. Oradan geçen kendi halinde bir orta yaşlı adam olan Seligman ise onu bulur. Yardım etmek ister ve evine alır. Seligman Joe’nun hikayesini merak eder Joe ise şehvet ve utanç dolu içinde yük olan hikayesini tıpkı bir hristiyanın papaza günah çıkarması gibi Seligman’a dökmeye başlar.

Ancak burada dikkat edilecek nokta hikayenin başı ve sonunun asla belirtili şekilde olmamasıdır zira Joe hikayeyi nasıl anlatacağını bilmemektedir. Joe’nun hikaye anlatımında ona ilham verip yardım eden şey Seligman’ın metaforik sembolleri olmuştur ki burada Lars’ın akıl dolu Harmonik kurgusu devreye giriyor.

CREATOR: gd-jpeg v1.0 (using IJG JPEG v62), default quality

Duvarda asılı duran bir sinek oltası Joe’yu hikayenin başını anlatmaya itiyor ve başlıyor. Compleat Angler ise Seligman’ın sevdiği bir hikaye kitabı Isaac Walton tarafından yazılmış ve balıkçılığın ruhunu kutlamayla ilgili bir hikaye.Joe’nun yaşamı ve yaşamını cinselliğe ilgi duymayan yahudi entelektüel ve bakir bir adam olan Seligman’ın karşısında yeniden irdelemesi hikayesinin zeminini ilginç şekilde ortaya çıkarıyor. Seligman’ın Joe’nun cinsel hikayelerini farklı bir bakıç açısı ile yorumlaması inanılmaz paralel bir yorumlama çıkarırken bunu en başta sinek oltasında fark ediyoruz.Joe küçüklüğünden Nemfomani hastalığının nasıl başladığı ile ilgili azda olsa ip ucu veriyor .. beden eğitimi derslerinde sallandığı halatı bacak arasına alması ve kadın cinsel organına merakı ile onu araştırması gibi. Arkadaşı B ile küçük kızken kilotlarını çıkarıp banyoda su doldurup kurbağa balesi yapmaları ve ne hissettiklerinin farkında bile olmamaları.Jerome ile de tanışıyoruz yani Joe’nun bekaretini isteyerek verdiği ilk adam.

Burada numatik bir oyun var 3+5 Joe 3. kez önden ve 5. kez arkadan darbe aldığını söylüyor ve bu acıyı unutamayacağını asla bir daha cinsel ilişkiye girmeyeceğini bile söylüyor. 3+5 rakamı sadece filmdeki bölümleri tasvir etmiyor (5 bölüm ilk kısımda 3 bölüm son kısımda) ayrıca Kabbala öğretisindeki 8 değeri vurguluyor yani; 7 mükemmeliyetken 8′in de mükemmelikten öte yani evrenden öte anlamında.

Kabbala  değişmeyen, ebedi ve gizemli Ein Sof (Ebedî, her şeyden önce olan-Tanrı) ile ölümlü ve sonlu evren (ve onun yaratılışı) arasındaki ilişkiyi açıklamayı amaçlayan ezoterik Yahudi öğretileridir. Çok fazla dırdır etmeden bölümün ana fikrine gelmek en iyisi olur bence kısa ve özce;

Seligman’ın sinek oltası ile balık tutmasının nitelikleriyle Joe’nun ergen yaşta başladığı anormal cinsel hayatını paralel şekilde görüyoruz. Öyle ki Joe ve arkadaşı B bilet almadan bindikleri metroda bir “erkek” avına çıkıyorlar maksat ise bir paket dolusu çikolata kazanmak.En fazla erkek ile metroda sevişen çikolatayı kapacak. Metronun bir nehir B ve Joe’nun açıkça sinek oltası olduğunu görmemek çok zor değil.

Buradaki psikolojik ve cinsi dokunduruş çok önemli zira Joe burada çok önemli bir şeyi keşfediyor. Yaşamda dişiliğin gücünün aslında ne kadar tepede olduğunu ve yapamayacağı ve yaptıramayacağı şey olmadığı. Bunu yüzeysel olarak irdelersek Lars’ın aslında kadınlara ve dişiliğe olan nefretli bakış açısınıda yansıtıyor ve bu sahne aslında beni biraz olsun önceki filmlerinden olan “Antichrist”te götürüveriyor. Kadınların aslında psikolojik olarak erkeklerden ne denli üstün olduğunu vurgularken kadının şeytansılığını gözler önüne sermişti. Nymphomaniac’ta ki bu sinek oltası bölümünün kurbanları erkeklerden başkası değil.

Biraz argo olacak ama söylemem de gerek hani deriz ya “Dünya 250 gramın üstünde dönüyor diye” bu basit söylem bile Lars’ın bu bölüme olan bakış açısını dile getirebiliyor. Kadının yaptırabileceği şeylerden korkmaya geliyor olay zira çok geçmişe döndüğümüzde Orjinal günah dediğimiz ilk günah bir kadının başının altından çıkıyor İbrahim-i dinlere göre.

gp_402725

Evet Havva’dan söz ediyorum hepimiz biliriz o metaforik masalsı hikayeyi yaratılışta. Tanrı, Adem’i yarattığında onun yalnız olmasının çok acı olacağını düşündüğünde kaburgasından kadınıda yaratıveriyor. Adem ile Havva’yı hayal edemeyip tasvir edemeyeceğimiz cennet bahçesinde yaşatıyor Tanrı. Ancak tek şeyi yasaklıyor o ağacın elmasından yemeyeceksiniz! Hangi ağaç o? Hayat ağacı deriz. Ta ki Havva olayı bitirene kadar. Ağaca asılı gezinip duran sinsi yaratığın (yılanın) Havva’nın kanına girdiğini de biliriz bu Elma’dan yerseniz Tanrı’nın bildiği her şeyi bilirsiniz der o yaratık. Havva dayanamayıp bunu Adem’e anlatır. Adem’de Havva’nın kışkırtmasına gelip ikiside elmadan ısırıverirler. Bir de ne görsünler değişmişler. Değişmekten kastımız çok açık … bir şeylerin farkına varmışlar. Çıplaklar… ve birden utanıvermişler… Adem bundan çok rahatsız olmuş ve Tanrı’ya demiş ki… Tanrım ben çok utanıyorum! Sonra Tanrı’da demiş ki Niçin utanırsın? Adem’de çıplağız çünkü demiş. Tanrı’nın cevabı tüm felaketin başlangıcı olmuş aslında. – Size kim çıplak olduğunuzu söyledi? Ta ki o elmadan yiyene kadar cinsel uzuvların çıplaklığın bilincinde değillerken birden bilmediklerini bildiler. Hepimiz biliriz ki bu hikayedeki elmanın içine çok şey sığdığı. Adem ve Havva’nın aslında cinsel münasebette bulunup Tanrı’nın gazabına uğradığını. Havva yüzünden Adem’de lanetlenir ve her ikiside dünyaya indirili verir. Adem’e kendin ekeceksin kendin yiyeceksin artık bedava yok derken Havva’ya ise sizler kendinizi devam ettireceksiniz… öyle bir doğum yapacaksınız ki evrenin en büyük sancısını yaşayacaksınız diye cezasını veriverir. Compleat Angler’da Sinek oltasının dişiliğin gücü ve şeytanlığı ile bağdaştırılması çok net. Joe ve arkadaşı B’nin metrodaki erkek avını izlerken bile ağzımız açık bakmıyoruz değil (erkekler olarak).

Joe hikayesini anlatmaya devam ederken Seligman’ın verdiği tepkiden dolayı şaşkına uğrar aslında. Seligman’a göre hikaye mizahi ve ilgi çekicidir ama joe yaptıklarından utanmakta ve tamamen kötüye yormaktadır.

Seligman = Mutlu olan

Seligman ismi gibi mutlu olduğunu düşünürken bir şey daha ekliyor;

Ben insanlığı iki gruba ayırırım, önce sol elin tırnaklarını kesenler sonra sağ elin tırnaklarını kesenler ” Sol elin tırnağını önce kesenler daha tasasız ve hayattan daha fazla zevk alır. Çünkü en kolayı önce bitirip en zoru sona bırakırlar. Sağ elindekileri önce kesenler ise tam tersi.

Sizce ne kadar doğru bir tespit ? Seligman ise sağ elinin tırnağını kesen olanlardan.

2. Bölüm Jerome

Bölüm 2′deki hikaye girişimize bir sembolden giriş yapıyoruz yine Seligman’ın kahve ve yahudi keki servis ettiği tabaktaki çatalı gören Joe bu çatalla her gün kek yiyen birini tanıdığını söylüyor yani “Jerome”.

Jerome

Jerome’nin filme yani Joe’nun hayatına dahil olması “aşk” kısmını getiriyor. Acımasız, duygusuz ve katı cinsel düşüncelerden bir çatalla “aşk” a doğru yola çıkıyoruz. Alakası mı ne boşverin :) Jerome’nin yerinin elbette çok ayrı olduğunu öğreneceğiz ama “aşk”ın bir nemfomaninin üstünde ne gibi bir etkisi olabilir sorusunun cevabı da bir hayli ilginç olurdu. Genç Joe’nun bir çok erkekle sıradan sıraya ilişki gördüğünü ve hepsine ayrı muamele yaptığını açıkça gördük bile. Gel gelelim biz aslında “aşk”a bir nemfomaninin gözünden bakarken aslında kendi aşk kavramımızıda sorguluyu veriyoruz. Lars bunu iyi başarıyor ve “lan bu kadın doğru söylüyor bence lan” dedirti veriyor.
Joe ve B’nin aşka olan hırçın bakışları onları “küçük yığın” adında bir grup kurmaya itiyor. Grubun manifestosu ise asla aynı bir adamla 1′den fazla ilişkiye girmemek ve aşkı unutmak. Yani basitçe “aşk” a bir başkaldırış.

“Mea mulva Mea maxima vulva” Bu sözler grubun ayin yaparken ağızlarından döküldüğü sözler.. Lars burda Katoliklere gönderme yaparken günah itirafına yöneliyor. Latinceden çeviri “Benim vajinam, Benim büyük vajinam gibi oluyor! Gotik ve karamsar piyano melodisi de eşlik etmekte. Si ile Fa’nın perde aralıkları. İblisin perde aralıkları öyle ki Hristiyan orta çağında müzikte kullanılması yasaklanmış.

Bakın Yine Geldik “İblis” – “Kadın”

Ancak zamanla B fireyi veriyor.

nymphomaniac-sentezi

Manifestoya uymayanlar çoğaldıkça grupta dağılıveriyor öyle ki B Joe’ya söyleyiveriyor artık;

Sen sevişmek hakkında ne bilirsin ki? Sevişmenin tadı tuzu aşkta!

Haydi gelin burdan yakalım şimdi… Lars’ın aşka bakış açısını görmeye çalışıyoruz bir nevi. Lars aşkı o kadar kompleks göstermiyor ancak… Joe’nun dillerinden dökülenler bizleri birazcık sersemletiyor.

Joe’ya göre aşk ” kıskançlık eklenmiş şehvet” gibiymiş. ” Aşk için işlenen 100 günaha karşın sadece bir günah seks adına işleniyor “ diyor Joe. İlginç ve güzel bir nokta daha yakalattırıyor Lars bizlere.

nymphomaniac-sentezi2

Joe eğitim almaya karar verdiğinde tıp okumaya karar veriyor ancak başarılı olamıyor. Direk para kazanmak ona daha cazip geliyor ve sekreterlik için iş başvurusunda bulunuyor. İş kabul görüyor ve Joe işe başlıyor patronu ise Joe’nun bekaretini alan Jerome.

Jerome Joe’yu unutmadığını ve onu hep düşündüğünü aktarırken Joe’nun tepkisi ise Jerome için beklenmedik oluyor.. öyle ki neticede Joe ve Jerome arasında soğuk gerginlik baş gösteriyor. Günde sayısız adamla sevişen Joe Jerome’yi red ediyor.

Joe’nun iş yerinde Jerome ile geçirdiği vakit onu o karmaşıklıktan düzlüğe doğru götürüyor. Jerome’ye olan bakış açısı bir anda değişiveriyor ve onun tarafından kabul görmek istiyor. Ancak geçen süre zarfında Jerome’ye olan duygusal bağlılığını dile getiremiyor ve mektup yazmaya karar veriyor.

Mektubu ona ulaştırmaya karar verdiğinde Jerome’nin gittiğini ve evlendiğini öğreniyor. Joe’nun aşkı bir anda yok oluveriyor. Nemfomani takıntılığı devam ederken başka adamların ilişkide ona dokunmamasını istemesi.. gördüğü her erkekte yapboz oyunu gibi Jerome’yi hatırlatacak parçalar bulmaya çalışması ve kendini metroda herkesin ortasında tatmin etmesi aşkının yok olmasının ardından gelen agresifliğini gözler önüne seriyor. Agresiflik bununla kalmıyor… ” daha fazla erkek avlamaya başladım” diyor ve ilginç bir betimleme yapıyor.

Kadınlık uvzumu kımıltıyla açılıp kapanan market kapılarına benzetiyorum ama benimki daha hassas.

3. Bölüm Bayan H

mrs-h

Seligman’ın odasındaki tabloda Bayan H yazarken Joe’yu birden hikayenin diğer tarafına götürüyor. Belkide en dramatik ve yıkıcı sahneye.Bölümde Joe’nun sayısız erkek arkadaşlarının oluşturduğu kaosun getirdiği düzensizliği ve yıkımı inceliyoruz. Yıkım bir ailenin yıkımı.. Bayan H Joe’nun seks arkadaşlarından birisinin karısı.. Adam, Joe için karısını ve üç çocuğunu arkasında bırakırken Bayan H, Joe ve sevgilisinin evde çocuklarla bir araya geldiği absürd ve ilginç sahneyi izlemeniz zaten yeterli oalcaktır.

4. Bölüm Delirium – Kriz

Bu bölüm Joe’nun bir kitap görmesiyle başlıyor. Seligman bunun Edgar Allan Poe’nun şiir kitabı olduğunu söylediğinde ise hikayenin geri kalan kısmı geliyor. Depresifliğin ve karamsarlığın dorukta olduğu kısım burası… sahnenin siyah-beyaz olması ise hissiyatı gömüyor. Edgar Allan Poe ise önemli gotik yazarlardan… depresif bir şahıs ve ölümü hiç hoş değil… yoğun alkol krizine girerek ölüyor. Bu kriz Joe’yu babasının hastalığına götürürken Poe’nin Usher’in evi şiiri ile Joe’nun hastane yolunu tutmasını bağdaştıran sahneyi gözden kaçıramıyoruz. O yıl güz mevsiminde sıkıcı,kasvetli ve sessiz günde

..bulutlar bunaltıcı şekilde
yere yakın halde havada süzülürken
..at sırtında tek başıma
…tuhaf bir şekilde hüzün veren
kırsal alanda ilerliyordum.
Nihayet akşam karanlığı
çöktüğü sırada…
..Usher’ın Evi’nin
hüzünlü manzarasıyla karşılaştım.

Burda önemli olan Joe’nın aslında Poe ile bağdaştırılması.. zira babasını kaybeden Joe’nun entelektüel Seligman tarafından kendisini herkesten kötü gördüğü bu karanlık ön yargıyı anladığını ama anlattıklarının bunula bir alakası olmadığını söylemekte.

Krizi cinsi yollarla açıklaman olağan senin için utanç verici olabilir ama edebiyatta bunun daha kötü misalleri var.

5. Bölüm – Küçük Organ Okulu

bach

Joe odadaki müzik setini farkediyor ve hikayenin kalan kısmı da geliveriyor.. Joe’nun Seligman’a ne dinlediği sorusu gelince Bach cevabı geliyor. Bach’ın bir polifoni uzmanı olduğundan söz ediyor. Polifoni’nin ne demek olduğuna gelince birden fazla olan melodilerin bir harmoniyi oluşturması anlamında.Joe’nun o kısımdaki hikayesiyle olan bağdaştırılma özelliği ise bir hayli etkili… “BACH melodiyi gizemli sayılarla bütünleştirdi. Fibonacci dizisi.. bu dizinin pisagor teorisinde etkisi var. Altın oranı bulmak. Sanatta en iyiye ulaşmak.”

3 ton
Bas sesi (ayak)
Sol el (klavye) 
Sağ el (klavye)

Seligman Bach’ın bu bestesinin ( Cantus Firmus ) 3 tondan oluştuğunu söylerken 3′lü tonun bir harmoni getirdiğinden bahsediyor. Burada ise paralel olarak Joe’nun fiziksel ve duygusal harmonisine tanık oluyoruz. Nasıl mı ?

Genelde seks bağımlısı elde ettiğiyle doymadığı için onun bununla yatıp kalkan biri olarak görülür. Bu aslında doğru ama dürüst olmak gerekirse birbirinden farklı ilişkilerimi bir birliktelik içinde görüyorum.

Joe böylece yalnızca bir sevgilisi olduğunu iddia ediyor.

Bas sesi = F Kişisi, Tekdüze ve sıradan adeta tören yapar gibi

Sol el (klavye) =  G Kişisi, Kaplan gibi yürüyor… yöneten o… dominant.

Ama hala Sağ el eksik… harmoni oluşmadı… ve Joe tam zamanlı işi ve tatmin edici erkek arkadaşları olmasına rağmen mutsuzluğunu dile getiriyor.

Seligman’a göre gerçek dışı tesadüf ama Joe’ya göre gerçek olan tesadüf ise harmoniyi oluşturuyor. Jerome’nin geri dönüşü. Üçüncü ses yani sağ el ise Tadı tuzu! Tıpkı B’nin dediği gibi;
“Sevişmenin tadı tuzu aşkta!” ve Cantus Firmus eşliğinde Joe’nun harmonisi ekranlarda.

Volume 2 yani bölüm 2′nin incelemeside çok yakında sizlerle olacak oraya geçmeden önce Lars Von Trier’in Kopenhag’daki basın toplantısı sırasında bir uzmanın film hakkında yaptığı yorumu aslında Lars’ın neden böyle bir filme kalkıştığının arka planını biraz olsa aydınlatıyor diyebilirim.

Seks porno endüstrisine bırakılmak için çok ciddi bir şey.

Facebook Yorumları

Hakkında Doğukan Bahadır Karasu

Doğukan Bahadır Karasu
Bahadir Karasu (26 Nisan 1990'da Bandırma, Türkiye doğumlu) bir Türk düşük bütçeli film yapımcısıdır. Sinema kariyerine 2008 yılında Me adlı ilk deneysel kısa filmiyle başladı. Film endüstrisinde senaryo yazarı, kameraman, post-prodüksiyon-prodüksiyon asistanı ve yönetmen olarak çalışmaktadır. Ayrıca bazı uluslararası film yapımcılarıyla birlikte çalışıyor. 2009'da bağımsızlık, av-ant-garde ve auteur stil vizyonları ile gerilla film yapımını destekleyen bağımsız film yapımcılarını bir araya getirmeyi amaçlayan bir grup yaratmaya ve üreticilere karşı ilerlemek için girişimlerde bulundu. 2012'de yakın arkadaşıyla birlikte Pirana Film adında bir yapım şirketini kurdu. 2013'te minimalist kısa metrajlı Echo'yu kısa bir anı insan zihninden anlatarak yaptı. 2015'te, İtalyan yönetmen Fabrizio Rossetti ile Un Pueblo Donde Dios No Existe adlı fantastik kısa filmini yönetti. Aralık 2015'te Barcelona Planet Film Festivali'nde gösterildi ve Ocak 2016'da seçimin parçası olan aylık çevrimiçi etkinlik Los Angeles CineFest'e sunuldu.

İlgilinizi Çekebilir

Türk Komedi Sinemasının Gelişim Süreci

Komedi türü sinemadaki en eski türlerdendir. Günümüzde de en çok izlenen türler arasındadır. Türk sineması …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.