Hollywood Sisteminin Dönüşümü

Ikinci Dünya Savaşı sonrasındaki yıllarda Hollywood film endüstrisi, önemli bir dönüşüme uğradı. Yabancı filmlerin artan rekabeti, sinema izleyicileri sayısındaki gerileme ve devlet organlanrun stüdyo yapılanna saldınlan Amerikan endüstrisinin kolunu kanadım kırarak onu hızlı ve köklü değişime zorlayacak bir gelir kaybı­na yol açtı. Herhalde en önemli değişiklik, ABD film evlerindeki izleyici sayısımn düşmeye başladığı 1940’ların sonunda başladı. 1960’ların başına gelindiğinde izleyici . sayısı, şanlı günlerdekinin yansıydı ve binlerce salon ebediyen kapanmıştı. Bu gerilemenin suçu basitçe televizyonun yükselişine yüklenemez; çiinkü gerileme, televizyon sinemanın yaşanabilir bir alternatifi olarak doğrnadiın beş yıl önce başlanuştı. !kinci Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika’daki kentli toplumun boş za±nan geçirme kalıplanm kökten değiştiren demografIk ve kültürel bir değişim oldu. lrısarılar savaş sırasında biriktirdikleri tasarruf bonolan sayesinde, yüzyılın başında başlayan bir eğilimi hızlandırarak barıliyölerdeevler satın alıyordu. Bu, film izleyiciSinin demografik kalbini alıp götürdü. Barıliyoleşme, filme gitme maliyetini de yükseltti; yeniden yerleşirmı:. ardından, film görmek için kent merkezine gitmek uygunsuz ve pahalıydı. Hollywood stüdyolan bu eğilimlerden habersiz de- ğildi. Yeni banliye salorılan sağlamanm. gereğini gerü- yorlardı ve gerekli inşaat malzemesinin bulunmasıyla birlikte baştan başa bütün ABD’de 4ldı ve kar etmeyi sürdürmek çok zordu. Oklahoma! (1955) ve Seksen Gunde Devri Alem (1956) için Tcdd-AO da dahil, başka işlemler denenip reddedıleli. Geniş ekranın uzun erimli çözümü, en sonunda Panavision Company’den geldi. Robert Gotl5halt, es-nek fihn çekmeye izin veren ve salon sahiplerine çok az ek masraf çıkaran anamoriik projeksiyon parçalannı kusursuzlaştırdı. Basit bir dügıne çevrilerek çeşitli anamorfik güçler toplanabilireli. 196O’lann sonuna gelindiğinde Panavision, amk endilstrinin standardı olmuştu. TELEVIZYONLA ANLAŞMA Hollywood’ta bu geçiş dönemi boyunca biiyük stüdyolar, küçük ekrana konulu film satmayı veya kiralamayı reddederek, televizyon endüstrisine set çekmişti.

lhtişamh günlerinde’ Hollywood stüdyo sistemine, hem verimliliği ve yapım kalitesi, hem de arz ve talebi denkleştirme yeteneği yüzünden dışanda büyük hayranlık duyulurdu, Sıkı endüstriyel örgütlenmesi ve pazan kontrol biçimlerinden güç ve rekabet yeteneği kazan’ mayı umafi.-diğer ulusal endüstri!er, onu kopya etmek için ellerinden geleni yaptılar. Ne var ki, 1940’lann sonundan itibaren, 1920’ler ve 1930’larda gelişen bu karmaşık yapı, parçalanmayabaşlıyordu. Nedenler her yerde ayru olmasa da durum dünya çapında bir fenomendi. Omeğin Almanya ve ttalya’da, faşist dönemin devletkontrollü yapılannın dağıtılmasının sonucuydu; Hindistan’da bağımsızlığın ve yeni bir girişimci sırufın onaya çıkışırun birçok sonucundan biri olarak doğmuştu. Amerika’daysa nedenler karmaşıktL Sistemin ana direği, arz ve talep arasında can alıo bir bağlantı kuran yapım; dağıtım ve gösterirnin dikey bütünleşmesi, 1948’de Paramount davasıyıa onaylanan ami-tröst yasa tarafından’ yıkılmıştı. Arz cephesinde, yaratıo yetenekleri izleyiciyönelimli üretime koşmarun pürüzsüz işleyen mekaıiizmalan, her düzeyde sanatçırun stüdyo makinesinin diş­ Iileri olmaya isyan etmesi üzerine sen gerilme işaretleri verirken, talep cephesinde izleyici sayısı düşüyordu. Nedenler farklı olsa da sonuçlar aymyelı: yapımcılık kalıbında değişim ve sinemaalann, kendilerini he,!, yetiştiren hem de ha’pseden sistemden aynlışı veya ‘sistemin içinde daha fazla bağımsızlık elde edişi. Bu durum’ sadece, yeni-gerçekçiliğin ve dalla~ doğuşuyla (taıya gibi çok bahsedilen vakalarda değil, J. Anhur Rank’ın yapllTll bağımsız birimlere aktarrna gibi bir cesur adım attığı Britanya ve bizzat Hollywood’ta da apaçık görü- nüyordu. Alayedilse veya tanış,lsa da klasik Hollywood yapım sistemi, 196ü’larda sahip olduğu titiz işbölümü sayesinde endüstriyel cephenin yanı sıra yaratıo cephede de etkileyici sonuçlar doğurdu. Bireysel yaratıolık zaman zaman basnnhruş gibi görünebilir, ama birçok sanatçırun kariyerinin gösterdiği gibi beslenebilmişti de. Komedi, özellikle stüdyo sistemi altında gelişip güçlendi -aslında sadece Hollywood’ta değil diğer ülkelerde de böyleydi. 513 Stüdyolar komedinin sipariş üzerine üretilemeyece- ğini daima kabul etmişlerdir. Fakat komedi bile formülIerle gelişir ve başanh bir formül bulup sürdürme işlemi, işte stüdyolann en iyi yaptığı şey tam olarak buydu. Sesli dönemin ilk yıllannda özellikle Paramoum’un -Marx Kardeşler, Mae West ve W. C Fields gibi isimler de dahil olmak üZere- tiyatro ve vodvilden getirilen komedi yıldizlanrun dengeli bir bütünlüğü vardı ve btİ yıldızlann farklı yeteneklerini dikkatle besleyip geliştirdi. Marx Kardeşler Ordek Çorbası (Leo McCarey, 1933) ile sonuçlanan en iyi ve en anarştk filmlerini Paramaunt’la yaptılar; Irving Thalberg tarafından ayamlıp MGM’ye götürülen Marx Kardeşler, Operada Bir Akşam (Sam Wood, 1935) ile büyük bir başan kazandılar, ama daha sonra komedileri giderek elıJileşti. Ayru şekilde on yıl sonra, oyun ve senarist Preston Sturges, Büyük McGinty (i940) ile başlayıp (diğerlerinin yaru sıra) Bayan Eve (1941), Palm Beach Oykü.sü (1942) ve Zafer Kazanan Kahramana Selamlar (1944) gibi tuhaf klasikleriyle devam enirrnek ü.zere, kendi senaryolanru yönetıneye Paramoum’ta başlayabilecekti. Uçak endüstrisi milyoneri Howard Hughes’in .koruması altında yapımcı olma hevesine kapılarak stüdyadan aynımasının ardından Stur- . ges’in kariyeri gerilerneye başlayacaktı. Stüdyo sistemi, westem ve korku filmi gibi formüllere bağımb diğer türlerin gelişmesi için de çok uygun bir onam sağlalTllştı. Formülden uzaklaşmaya çalışan filmler kuşkuluydu, bu yüzden de bir pazar riski olarak görülürlerdi; stüdyo sisteminin katı işbölümü, yazar ya da yönetmenin uzmanlıklar arasındaki sınırlan kesen ileri derecede yaratın denetimde (hangi nedenle olursa olsun) ısrar ettikleri filmlerin aleyhine işliyordu. Ama etkili yazarlar ve yönetmenler, bazen kendi yapımalan haline gelerek, kısıtlamalann üstesinden gelebilmekteydi. Omeilin Howard Hawks, Samuel Goldwyn ya da David O. Selznick gibi bağımsız yapımCllar için birkaç film yönetti, ama Köpekbalıgı’ndan (1932) itibaren filmlerinin çOğunu yapımcı1ığını da kendisi üretti ve dolayı­ sıyla sözleşmeli yönetmenlerin çoğuncbn esirgenen, yaratıcı denetimin keyfini sürdü.

Facebook Yorumları

Hakkında Doğukan Bahadır Karasu

Doğukan Bahadır Karasu
Bahadir Karasu (26 Nisan 1990'da Bandırma, Türkiye doğumlu) bir Türk düşük bütçeli film yapımcısıdır. Sinema kariyerine 2008 yılında Me adlı ilk deneysel kısa filmiyle başladı. Film endüstrisinde senaryo yazarı, kameraman, post-prodüksiyon-prodüksiyon asistanı ve yönetmen olarak çalışmaktadır. Ayrıca bazı uluslararası film yapımcılarıyla birlikte çalışıyor. 2009'da bağımsızlık, av-ant-garde ve auteur stil vizyonları ile gerilla film yapımını destekleyen bağımsız film yapımcılarını bir araya getirmeyi amaçlayan bir grup yaratmaya ve üreticilere karşı ilerlemek için girişimlerde bulundu. 2012'de yakın arkadaşıyla birlikte Pirana Film adında bir yapım şirketini kurdu. 2013'te minimalist kısa metrajlı Echo'yu kısa bir anı insan zihninden anlatarak yaptı. 2015'te, İtalyan yönetmen Fabrizio Rossetti ile Un Pueblo Donde Dios No Existe adlı fantastik kısa filmini yönetti. Aralık 2015'te Barcelona Planet Film Festivali'nde gösterildi ve Ocak 2016'da seçimin parçası olan aylık çevrimiçi etkinlik Los Angeles CineFest'e sunuldu.

İlgilinizi Çekebilir

Türk Komedi Sinemasının Gelişim Süreci

Komedi türü sinemadaki en eski türlerdendir. Günümüzde de en çok izlenen türler arasındadır. Türk sineması …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*