Retrospektif

Knock Knock

Hiç bir kadın masum değildir! Öyle midir? Bilemem ama dünya genelinde erkek egemen toplumda yetiştiğimiz için sinemada şiddet meselesi de sürekli erkekler üzerinden ilerlemiştir. Genelde kadınlar şiddete maruz kalırken erkekler uygulayanlar olmuştur ama Eli Roth durumu tersine çeviriyor. Her ne kadar bir kadından şiddet beklemeniz çok düşük bir olasılıkla ilerlese …

Devamını Oku

Persona

İnsanın eli titrer böyle bir film için inceleme yazarken. David Lynch’i temelden etkilemiş, kendisi için Woody Allen’a sinema tarihinin en güzel filmi dedirttirmiş, Zizek’in “Gerçeklikten daha gerçek” yorumunu üstlenmiş ve Hitchcock’a göre sinema tarihinin en iyi filmi oluvermiş bir film üzerine inceleme yazmak benim haddimin sınırlarını zorluyor. Boyumdan büyük olan …

Devamını Oku

Cahilliğin Unutulmaz Erdemi

Dram unsurunu en yoğun şekilde işleyen natüralistik yönetmen olarak aklımdadır hep Meksikalı yönetmen Innaritu. 21 gram, Babel gibi yapıtlarıyla pür dikkat çekmiş kendini benimsettirmişti. Ancak bu kez o bildiğimiz Innaritu yok karşımızda. Sende mi Brütüs? diyecek kadar akademi üzerinde odaklanmış bir filmle karşımıza çıkmış. Kötü mü yapmış? Valla orasını kendi …

Devamını Oku

Her: Bilgisayarıma Aşık Oldum

Spike Jonze’nin “Aşk”ı bir başka durum hali ile karşımıza geliyor. Biz zaten “Aşk”ı zaten tam olarak tanımlayamazken veya sonuncunun tamamen hüsran ya da başarısızlıklardan ibaret olduğunu düşünürken Jonze ise yakın gelecekteki gelişmiş bilgisayar teknolojisi üstünden sanal ve gerçek duygular arasındaki farkı gözetmeksizin insanların “Aşk” diye nitelendirdikleri eylemi eleştiriyor. Bu bilgi çağında …

Devamını Oku

Nymphomaniac Sentezi

Lars Von Trier kuşkusuz Avrupa sinemasının en farklı kişiliklerinden. Ne yaptı diye değil neler yapmadı diye sormak bu adam için en doğrusu olur. Antichrist’ten bu yana ve daha öncesindede ilgi çeken ve anlaşılmayan bulanık ve bir o kadarda baş kaldıran filmlere imza attı. Auteur dediğimiz şahısların önde gelenlerinden öyle ki …

Devamını Oku

Antichrist | Deccal

Kadınlara mı gidiyorsun? Kırbacını unutma! Friedrich Nietzsche Dancer in the Dark (2000), Dogville (2003) gibi yaratıcı filmlerden tanıdığımız Danimarkalı yönetmen Lars Von TRIER’in, sinema dünyasına bırakıp kaçtığı son bomba Antichrist (Deccal, 2009). Filmin usta Rus “sinemacı” Andrei Tarkovski’ye ithaf edilmiş olması; zannedersem filmin karmaşık olduğunu, bir mesaj taşıdığını ve hiç de boş bir film …

Devamını Oku

Ay’daki Yalnız Adam

Yalnız olmak insanların belkide en çok korktuğu çaresizce durumlardan biridir şu dünyada. Ancak yalnızlık derken “yalnızlık” kavramını da iyi açmak gerekiyor. Bir odada oturmuş, telefonu hiç bir şekilde çalmayan dert ortağı olacak bir arkadaşı bile olmayan, sokaklarda onlarca surat arasından sıyrılıp yürüyen kişi değildir sadece yalnız olan. Aslında Franz Kafka yalnızlığa …

Devamını Oku

Hayalimdeki Aşk

Yazıya şu cümleyle giriş yapmak en doğrusu olur sanırım; Aşk Ne Bir Oyun Ne Bir Film Ne Bir Şiir Ne de Bir Tiyatro. Aşk öyle bir şey ki kelimeler onu tanımlayamaz. Siz siz olun bırakın onunla oynamayın yahut bozarsınız ya da bitirirsiniz. Aşkı bırakın aşk olarak kalsın,  aşk aslında ne …

Devamını Oku

Kopmak

Ve hayatımda aynı anda hiç böylesine kendimden kopmuş. …ve bir o kadar da kendimde hissetmemiştim Fransız filozof Albert Camus’un depresif durumlarda kişilik ironiside içinde barındıran özdeyişi ile başlıyor Tony Kaye’nin yeniden dönüş filmi olan ” Detachment”. Film ise kendi halinde bir ücra bir kasabada sosyal yaşamdan kopan karşılıklı anlayış ve …

Devamını Oku

Tanrı Varsa Neden Çaresizlik Var? – The Grey

Hayat öylesine bir yol ki betimlemesi imkansız, belki tek bir kalıba sığdırılacak kadar basit ama insan için karmaşık, bir köprüden geçiş hakikat köprüsü değil çünkü hakikatin ne olduğunu bilmiyorsunuz. Sezgilerinize güvenerek aşağıda ne olduğu belli olmayan hatta geçebilmeyi başardığınızda geçmenizin vebalinin veya sonuçlarının kestirilemediği sallanıp duran tahtadan emanet bir köprü …

Devamını Oku